27 Ara 2010

yağmur sonrası


...

Yorgunluktan mı bu halim
Düşünmek bile zor
Kelimesiz geldiğim
Fikirler yol almaz

Dağınıklıktan mı bu halim
Durulmak artık zor
Geçmişte bitirdiğim
Hüznümde hal kalmaz

Dönüşmeden,
Değişmeden gün olmaz
Çare bulmaz
Soluklanmaz zaman
Yenilenmez yalan.

http://fizy.com/#s/1ah211

3 Kas 2010

eyvallah

Sarhoş oldum mu aklım azalır;
Ayıldım mı sevincim dağılır.
Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya;
En güzeli öyle yaşamaktır...

zıkkım kanışlarımız

Ne olur bir sabah kapım çalınsa
açınca gülüşün içime dolsa.
Belki bir meyhane biraz da rakı,
sen türkü söylesen ben eşlik etsem...

Bakmayın çekilen perdelerin aydınlık oluşunu bu şehirde.
Renk renk desenlerine kanmayın.
Saklısında kimbilir kaç yüreği bu ayrılıklar boğar .
Kimbilir, ardına kadar susmuş ömürleri paslanmış ne çok kapı bekler

Hasretin gibi çarpıyorum kapıları.
Soluk soluğa atıyorum kendimi sokağa.
Taşlarında izmaritlerimi ezdiğim kaldırımlar,
sicim bir yağmur altında.
Bir yanıtım yoktur;
seni soran açelyalara.


Bir meyhane bulur beni!
Beyaz, keteni kirlenmiş masalar.
Yorulmuş bir rakı alır beni;
kalbime seni sorar...
O an duracak zannederim bu gevezeyi.
Sol kolumda bu aşkın uyuşmuş ağrısı...

"yine de"

Geceler tanır beni; konarım göçerim ben.
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben.
Anne, sen beni unut. Karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi,
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi.
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı,
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.
Prometheus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim.
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında.
Aslanlara yem oldum, tükendim.
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
Kerbela çölünde Hüseyin.
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan.
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu?
Tanrılardan ateş çaldım,
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım...

9 Eki 2010

fotoğrafsız protesto

Bir sanatın amına koymadığınız kalmıştı. Helal olsun size!

Evrensellikten bahseden insancıl(!) güruhların, onbinlerce insanın katledilişini basite indirgeyen bir anlayışı, "sanat evrenseldir" klasiğiyle yutturmaya çalışanlara KANMALARI, yalnızca hazımsızlıktır...

Sanatı "insanlıktan" bilen insanların(!) katledişlere ve tecavüzlere nasıl bir cevapları vardır bilmek isterdim...

uyumaya devam.

ben sende ülkemi sevdim...


ikimizde acemi birer aşıktık o zamanlar.
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun,
bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde.
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan,
geriye ne kaldığını bilmiyordum;
seni tanıyana kadar.
Ama farkındaydın yine de
ne zaman seninle olsam
tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah.
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum;
hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden.
Malumun olsun;
Ben sende ülkemi sevdim;
hüzün dolu yağmurlarla taşan
boynu bükük nehirleri...
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları.

İkimizde acemi birer aşıktık aslında.
Ve çoğu defa ne yapacağımızı bilmeden
Serseri dolaşırdık sokaklarda...

9 Tem 2010

anahtar

Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

26 Haz 2010

siren





kimin evindeyim elimde bir kırık bitik şişe.
içindeydi canım kendim kırıp unuttum gizlice
kimler aldıysa bulup sakın geri getirmesin
beni kimler sorduysa
bizi görüp gülüp gitti deyin.

çekilin görmem körüm ben,
onun için bu dünyayı ben ezerim geçerim.
özümdür dönmem sözümden
bu yüzden bu dünyada ben sevilir severim...

25 May 2010

6 May 2010

i don't wanna stop

People look to me and say
Is the end near, when is the final day
What's the future of mankind
How do I know, I got left behind

Everyone goes through changes
Looking to find the truth
Don't look at me for answers
Don't ask me
I don't know

How am I supposed to know
Hidden meanings that will never show
Fools and prophets from the past
Life's a stage and we're all in the cast

Ya gotta believe in someone asking me who is right,
Asking me who to follow, don't ask me,
I don't know,
I don't know
I don't know
I don't know

Nobody ever told me I found out for myself
Ya gotta believe in foolish miracles
It's not how you play the game
It's if you win or lose you can choose
Don't confuse win or lose, it's up to you
It's up to you - it's up to you - it's up to you

People look to me and say
Is the end near, when is the final day
What's the future of mankind
How do I know, I got left behind

Everyone goes through changes
Looking to find the truth
Don't look at me for answers
Don't ask me
I don't know

How am I supposed to know
Hidden meanings that will never show
Fools and prophets from the past
Life's a stage and we're all in the cast

Ya gotta believe in someone asking me who is right,
Asking me who to follow, don't ask me,
I don't know,
I don't know
I don't know
I don't know

26 Nis 2010

Ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
O zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.


Ey irin mutluluğu!

Ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!

Uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.

TAN! Ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzüm aralığındayız artık TAN!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.

25 Nis 2010

yanılgı




En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

10 Nis 2010

yüzleşme

insan

babadan mı alır şeytanlığını anneden mi?

yoksa her ikisinden bir miktar mı

öyle de olsa yine biri mutlak baskın çıkıyordur heralde

peki insan sorgu günü bunu koz olarak kullanır mı

bence kullanır

bu denli korku yaşamadan neler yapıyorken insan

gerçekle yüzleştiğinde

kim bilir

neler

yapar

.

5 Nis 2010

hayat gittikçe yaşanmaz bir hal alıyorken bu acele neye ?

büyüme; aklın varsa büyüme çocuk.

kirlenmeyen tek bir zerresi kalmamışken, oluk oluk kanlar akarken ve aslında yalnızca yeşil banknotluğa dönüşen insanların yaşadığı ve diğer tüm insanların en fazla yeşilçam figuranlığının akılda kaldığı kadarla yetineceği ve insanlığın paranoyalarına boyun eğdiği ve sonunda şizofren yalnızlıklara itilen uyuşuk beyinlerin hep erteledikleri ve aslında sizin zamanınızdan çalmakken tam da bu, bu acele niye?

koşma!

ya da koş

eninde sonunda boğulacaksın...

4 Nis 2010

güç

"Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ..."

26 Mar 2010

du hast






Du
Du hast
Du hast mich
Du hast mich gefragt
Du hast mich gefragt und ich hab nichts gesagt
Willst du bis der tod euch scheide
Treu ihr sein für alle tage
Nein
Willst du bis der tod euch scheide
Sie lieben auch in schlechten tagen
Nein

19 Şub 2010

yorgun düş(git)

Ben aslında hiç böyle değildim
Kimseyi sevmezdim bu kadar
İçime kapanıp kalmıştım.
Ben burada
Küçücük odamda..

Ben aslında hiç böyle değildim
Kötülük çıkmazdı aklımdan
İyilik yapmazdım kimseye.
Kendime bile
Git
Sakın dönme bana
Git
Hak ettim galiba
Git..!

Beni aldın, böldün!
Tükettin!
Bıraktın!
Attın!
Dağıttın!
Paramparça ettin ..!

yere yakın perspektif

"Bilinç, korkunç bir lanettir. Düsünürsün, hissedersin, acı çekersin... "
Craig Schwartz - Being John Malkovich

(thanks sophie)

yenilik

gri bir ömre çalan

7 Şub 2010

verdim ona canımı gitti

nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
kaçan bir kul gördünüz mü ey insanlar, de,
tertemiz kokan bir kul gördünüz mü,
ay parçası bir yüzü var,
baştanbaşa fitne.

savaş vakti tez gider, de , tellal,
barış vakti uysal olur, de.

nerde bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
ince boylu, güler yüzlü, tatlı sözlü,
tez canlı, çevik bir kul gördünüz mü?
sırtında bir al kaftan taşıyor.

kucağında bir rebap, elinde bir yay var, de , tellal,
çaldığı hep güzel, hep sıcak havalar, de.

nerede bir topluluk görürsen, tellal,
hiç durma, bağır:
onun bağından bir meyva devşiren var mı ey insanlar, de,
onun gül bahçesinden bir demet gül deren var mı?

iş ki çıksın bir habercik getirsin biri ondan bana, tellal
çıksın biri ondan bana bir şeyler desin iş ki,
söyle, verdim canımı ona gitti, telal,
verdim ona gitti.


tamamlanamamış düşler




(676) Ey Parlak Dolunay! Senin o keman kaşlarından gönül ok darbeleriyle kırılmış, kanlarla dolu bir şişe halini alır. Bilmem ki gönüle, şişeye, kana benzer alemde ne var, dedim. Hemen dolu kadehi kaldırdı, al dedi.




(677) Saki! Bana katıksız şarap getir!. O özgür insanlara taze can veren iksirden getir! Diyorsun ki, feleğin bu dönüşünden bir rüzgar kopacaktır. Sen, o rüzgar esinceye kadar bâde getir bize!

kirli bir fotoğraf

Göz gamın ne olduğunu bilseydi,

Gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,
Padişah bu acıyı duysaydı;
Göz gece demez gündüz demez ağlardı,

Gökyüzü yıldızlarla, güneşle, ayla ağlardı
Gece demez gündüz demez ağlardı.
Padişah bakardı tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,
Gece demez gündüz demez ağlardı.

Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,
Uçan kuş avlanacağını bilseydi,
Gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,
Uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,

Zaloğlu bu zülmü görseydi,
Ecel bu çığlığı duysaydı,
Cellâdın yüreği olsaydı;
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı,
Ecel kendine bakar ağlardı,
Cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.

Tabut, içine gireni bilseydi,
Hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;
Tabut omuzda giderken ağlardı
Öküzler, beygirler, kediler ağlardı.

Ölüm acılarını gördü bu can,
Koyuldu işte böyle ağlamaya.
Olanlar oldu, gitti dostum benim.
Şu dünya bir altüst olsa, ağlasa yeri var.
Öylesine topraklar altında kalmışım.

bir üç beş

Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır bağır bağır bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...
O diyor ki bana:
- Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem gibi yana yana...
"Deeeert çok,
hemdert yok"
Yürek-
-lerin
kulak-
-ları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...

(nazım)

ayrı(k)

13 Oca 2010