3 Kas 2010

zıkkım kanışlarımız

Ne olur bir sabah kapım çalınsa
açınca gülüşün içime dolsa.
Belki bir meyhane biraz da rakı,
sen türkü söylesen ben eşlik etsem...

Bakmayın çekilen perdelerin aydınlık oluşunu bu şehirde.
Renk renk desenlerine kanmayın.
Saklısında kimbilir kaç yüreği bu ayrılıklar boğar .
Kimbilir, ardına kadar susmuş ömürleri paslanmış ne çok kapı bekler

Hasretin gibi çarpıyorum kapıları.
Soluk soluğa atıyorum kendimi sokağa.
Taşlarında izmaritlerimi ezdiğim kaldırımlar,
sicim bir yağmur altında.
Bir yanıtım yoktur;
seni soran açelyalara.


Bir meyhane bulur beni!
Beyaz, keteni kirlenmiş masalar.
Yorulmuş bir rakı alır beni;
kalbime seni sorar...
O an duracak zannederim bu gevezeyi.
Sol kolumda bu aşkın uyuşmuş ağrısı...

Hiç yorum yok: